Müslüm Gürses, gerçek adıyla Müslüm Akbaş, 7 Mayıs 1953 tarihinde Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Fıstıközü köyünde dünyaya geldi. Arabesk müziğin en güçlü isimlerinden biri olan sanatçı, kariyerinin ilerleyen dönemlerinde pop ve rock tarzındaki eserleri de yorumlayarak geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Murathan Mungan’ın “Olmasa Mektubun”, Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” ve Şebnem Ferah’ın “Sigara” adlı şarkılarını kendine özgü tarzıyla seslendirdi. 1979 yılında “İsyankar” filmiyle sinema dünyasına adım atan Gürses, kariyeri boyunca yaklaşık 40 filmde rol aldı.
Şanlıurfa Dönemi
Müslüm Gürses’in annesi Emine Hanım ile babası Mehmet Bey, o dönem Tisa adıyla bilinen ve 1960’lı yıllarda ismi Fıstıközü olarak değiştirilen Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı köyde tanışmıştır. 1951 yılında henüz 17 yaşındayken evlenen çift, oldukça zor şartlar altında yaşamlarını sürdürmekteydi. Maddi imkânsızlıklarla mücadele eden aile, geçim sıkıntısı nedeniyle büyük zorluklar yaşamıştır. Müslüm Gürses, 7 Mayıs 1953 tarihinde Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Fıstıközü köyünde, kerpiç bir evde Emine Hanım ile Mehmet Bey’in ilk çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.
Babası Mehmet Akbaş, ailesinin geçimini sağlamak için rençberlik yapmaktaydı. Ancak Müslüm’ün doğumuyla birlikte ekonomik sıkıntılar daha da ağırlaşmıştır. Çok geçmeden Akbaş ailesinin Ahmet adını verdikleri bir çocukları daha dünyaya gelmiştir. Artan geçim derdi ve köydeki zor yaşam koşulları nedeniyle aile büyük bir çıkmazın içine girmiştir. Bu süreçte Emine Hanım, akrabalarıyla konuşarak daha iyi bir yaşam sürmeleri gerektiğini dile getirmiştir. Köyde yaşamın her geçen gün daha da zorlaşması üzerine Akbaş ailesi, ekonomik nedenlerden dolayı göç etmek zorunda kalmıştır.
Adana Dönemi
Müslüm Gürses ve ailesi, büyük umutlarla Adana’nın Hürriyet Mahallesi’ne taşındı. Ancak burada da onları bekleyen hayat pek farklı olmadı. Yoksulluk ve geçim sıkıntısı devam ederken aile, yaşam mücadelesini sürdürmeye çalışıyordu. Mahalleye alışmaları uzun sürmedi. Baba Mehmet Akbaş kısa sürede çevrede tanınmaya başlamış ve “Deli Mehmet” lakabıyla anılır olmuştu.
Emine Hanım çalışmaya başladıktan sonra küçük Müslüm, kardeşi Ahmet’e bakmak zorunda kaldı. Henüz çocuk yaşlarda olmasına rağmen davranışları yaşıtlarından çok farklıydı. Çocukluğunu yaşayamadan büyümek zorunda kalan Müslüm, okul yıllarında bile arkadaşlarıyla oyun oynamak yerine bir köşede onları izlemeyi tercih ediyordu. Okul çıkışında ise hemen eve giderek annesine yardım ediyordu.
Bu dönemde dünyaya gelen kız kardeşiyle birlikte Müslüm’ün omuzlarındaki sorumluluk daha da arttı. Hayatı çok küçük yaşlarda öğrenmek zorunda kalan Müslüm Gürses, çocukluk yıllarını okul sıralarında değil; kunduracıda, terzi tezgâhında ve çalışarak geçirdi. Yaşamın sert yüzüyle erken yaşta tanışan sanatçı, ileride şarkılarına yansıyacak acıları da bu yıllarda yaşamaya başladı.

Müzik Kariyerinin Başlangıcı
Müslüm Gürses, müzik hayatına 1965 yılında henüz küçük yaşlardayken Adana’daki bir çay bahçesinde şarkılar söyleyerek başladı. Aynı dönemde halkevine giderek müzikle daha yakından ilgilenmeye başladı. Geçim sıkıntısı nedeniyle bir yandan terzi çıraklığı ve kunduracılık yapan Gürses, o yıllarda bazı gazinolarda da sahne aldı.
İlkokulu bitirdikten sonra eğitim hayatına devam edemeyen sanatçı, 1967 yılında henüz 14 yaşındayken Adana Aile Çay Bahçesi’nde düzenlenen ses yarışmasına katılmak istedi. Ancak babası Mehmet Akbaş, yarışmaya katılmasını istemediği için saçlarını kesti. Buna rağmen yarışmadan vazgeçmeyen Müslüm Gürses sahneye çıktı ve yarışmayı birincilikle tamamladı. Küçük yaşlarda dikkat çeken güçlü sesi sayesinde çevresinde tanınmaya başladı.
Sanatçı, yıllar sonra verdiği bir röportajda o günleri şu sözlerle anlatmıştır: “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım Halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.”
Soyadı da bu dönemde değiştirildi ve radyoda çalışırken kendisine “Gürses” soyadı verildi.
1967 yılından itibaren TRT Adana Çukurova Radyosu’nda her hafta cumartesi günleri canlı türküler söylemeye başladı. 1968 yılında ise müzik piyasasına ilk 45’lik plaklarını çıkardı. Sanatçının ilk plağı, Ömür Plak etiketiyle yayımlanan “Emmioğlu / Ovada Taşa Basma” oldu. Müslüm Gürses, Ömür Plak bünyesinde toplam dört adet 45’lik plak hazırladı.
İstanbul Yılları ve Büyük Çıkışı

Müslüm Gürses, İstanbul’a geldikten sonra Selahattin Sarıkaya’nın sahibi olduğu Sarıkaya Plak firmasıyla çalışmaya başladı. Burada “Giyin Kuşan Selvi Boylum / Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel / Haram Aşk” isimli iki adet 45’lik plak doldurdu.
Daha sonra 1969 yılında İstanbul’da Palandöken Plak firmasıyla çalışarak ilk büyük çıkışını yaptı. Sanatçının “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı eserini içeren “Sevda Yüklü Kervanlar (Gazelli) / Vurma Güzel Vurma” isimli 45’lik plağı piyasaya çıktı. Büyük ilgi gören plak yaklaşık 300 bin adet satarak önemli bir başarı elde etti ve Müslüm Gürses’in adını geniş kitlelere duyurdu.
1971 yılında Hülya Plak etiketiyle yayımlanan “Ben İnsan Değil Miyim / Seni Sevmek İçin Ölmek Mi Lazım” adlı 45’lik plak ise sanatçının kariyerindeki ikinci büyük çıkış oldu. Özellikle “Ben İnsan Değil Miyim?” şarkısı kısa sürede arabesk müziğin unutulmaz eserleri arasına girdi.
1973 yılında Ankara Mamak’ta askerlik görevini yapan Gürses, müzik kariyerine ara vermeden devam etti. Sanatçı kariyeri boyunca birçok plak şirketiyle çalıştı. Palandöken Plak ile 13, Bestefon Plak ile 4, Hülya Plak ile 15 ve Çınçın Plak ile 2 adet 45’lik plak hazırladı.
1980 yılında Emre Plak etiketiyle yayımlanan “Esrarlı Gözler” albümü, Müslüm Gürses’in kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Yaklaşık 2 milyon satış rakamına ulaştığı söylenen albüm, yalnızca Türkiye’de değil Almanya başta olmak üzere birçok ülkede büyük ilgi gördü. Arabesk müziğin dünya çapında tanınmasına katkı sağlayan albüm, duygusal yapısı ve karanlık atmosferiyle dikkat çekti. Bu dönemden sonra Müslüm Gürses artık hayranları tarafından “Müslüm Baba” olarak anılmaya başladı. Gecekondu kültüründe Orhan Gencebay’a “Kral”, Ferdi Tayfur’a “Abi” denirken, Gürses’e “Baba” lakabı verildi.
1986 yılında Bayar Müzik etiketiyle çıkan “Küskünüm” albümü ise Türk müzik tarihinin en çok satan albümlerinden biri oldu. Albümün yasal satış rakamlarının 12 milyonun üzerine çıktığı belirtilmektedir. “Küskünüm”, Müslüm Gürses’in arabesk müziğin en güçlü ve en etkili isimlerinden biri hâline geldiğini gösteren en önemli çalışmalardan biri olarak kabul edilmektedir.
Rekor Albümler ve Yenilikçi Dönem
Müslüm Gürses, 1987 yılında Elenor Müzik etiketiyle yayımlanan beşinci albümü “Gitme” ile büyük bir başarı daha elde etti. Albüm satış rekorları kırarken, albüme adını veren “Gitme” şarkısı 1987 yılının en iyi şarkısı seçildi. Bu çalışma, sanatçının arabesk müzikteki etkisini daha da güçlendirdi.
1990 yılında Uğur Plak tarafından yayımlanan “Benim Kaderim / Arkadaş Kurbanıyım” albümünde yer alan “Benim Kaderim” şarkısı ise Türk müzik tarihinde dikkat çeken yeniliklerden biri oldu. Şarkıda pes ve tiz seslerin aynı anda kullanılmasıyla Türkiye’de ilk kez çift ses tekniği uygulanmış oldu.
1998 yılında, uzun yıllar boyunca birlikte çalıştığı Elenor Müzik ile “Müslüm Gürses Klasikleri” albümünü hazırlayan sanatçı, bu albümün ardından firma ile yollarını ayırdı. 1999 yılında Ulus Müzik’e transfer olan Gürses’in, 1999-2001 yılları arasında Elenor Müzik etiketiyle yayımlanan “Garipler”, “Arkadaşım”, “Zavallım”, “Müslüm’ce Türküler 2001” ve “Sadece” adlı albümlerindeki eserlerin büyük bölümü daha önce seslendirdiği çalışmalardan oluşuyordu.
1 Şubat 2006 tarihinde Seyhan Müzik etiketiyle yayımlanan “Gönül Teknem / Sen Olmayınca” albümü müzik marketlerdeki yerini aldı. Aynı yıl, yazar Murathan Mungan ile yaklaşık iki yıl süren çalışmalar sonucunda hazırlanan “Aşk Tesadüfleri Sever” projesi yayımlandı. Pasaj Müzik etiketiyle çıkan albümde Gürses; David Bowie, Garbage, Leonard Cohen ve Jane Birkin gibi dünyaca ünlü sanatçıların bestelerini seslendirdi. Bu proje, Müslüm Gürses’in yalnızca arabesk müzikle sınırlı kalmadığını ve farklı müzik türlerinde de güçlü yorumlar yapabildiğini gösterdi.
6 Şubat 2009 tarihinde yine Pasaj Müzik etiketiyle yayımlanan “Sandık” albümü ise sanatçının sahnelere güçlü dönüşü oldu. Albümde yer alan ve Öykü Gürman ile düet yaptığı “Sarıl Bana” şarkısı büyük ilgi gördü ve üç gün içerisinde 1,5 milyon satış rakamına ulaştı. Böylece Müslüm Gürses, dijital ve internet satış alanında da önemli bir rekora imza atarak Türkiye’de tek şarkı üzerinden yasal olarak en çok satan sanatçılardan biri oldu.
Son Albümleri ve Ölümünden Sonraki Etkisi
Müslüm Gürses, 2010 yılının Kasım ayında yeniden Pasaj Müzik etiketiyle “Yalan Dünya” isimli albümünü yayımladı. Albüm, sanatçının farklı müzik tarzlarını yorumlamadaki başarısını bir kez daha ortaya koydu ve dinleyiciler tarafından büyük ilgi gördü.
Sanatçının vefatının ardından da albümlerine olan ilgi azalmadı. Müslüm Gürses’in eserleri ölümünden sonra da milyonlarca kişi tarafından dinlenmeye devam etti ve yayımlanan albümlerinin ilk dört gün içinde 1 milyondan fazla satış yaptığı ifade edildi. Bu durum, sanatçının Türkiye’de ne kadar büyük bir hayran kitlesine sahip olduğunu bir kez daha gösterdi.
2013 yılında ise Gürses’in tamamlayabildiği son çalışma olan “Veda – Ervah-ı Ezelde” albümü yayımlandı. Sanatçının hayattayken yakın çevresine “Ölürsem albümün adını Veda koyun.” dediği ve bunu bir vasiyet olarak bıraktığı belirtilmiştir. Müslüm Gürses’in ölümünden 40 gün sonra yayımlanan albüm, müzik piyasasında fiziksel satışların düştüğü bir dönemde olmasına rağmen yalnızca iki saat içerisinde 25 bin adet satarak tükendi.
Müslüm Gürses aynı zamanda Türkiye’de korsan albümü en fazla yayımlanan sanatçılardan biri olarak da gösterildi. Dönemin gazetelerinde, sanatçının yalnızca altı ay içerisinde yaklaşık 20 kaset çıkardığına dair haberler yayımlandı. Yoğun üretimi, güçlü sesi ve halk üzerindeki etkisi sayesinde Müslüm Gürses, arabesk müziğin unutulmaz isimlerinden biri hâline geldi.
Unutulmaz Şarkıları
- “İtirazım Var”
- “Hangimiz Sevmedik”
- “Ben İnsan Değil Miyim?”
- “Küskünüm”
- “Gitme”
- “Nilüfer”
- “Paramparça”
- “Olmadı Yar”
- “Sigara”
- “Tutamıyorum Zamanı”
- “İkimizin Yerine”
- “Sevda Yüklü Kervanlar”
- “Esrarlı Gözler”
- “Affet”
- “Seni Yazdım”
- “Unutamadım”
- “Vazgeç Gönül”
- “Yalan Dünya”
- “Sarıl Bana”
- “Sorma”
- “Aşk Tesadüfleri Sever”
- “Sensiz Olmaz”
- “Olmasa Mektubun”
- “Seni Sevmek İçin Ölmek Mi Lazım”
- “Benim Kaderim”
- “Arkadaş Kurbanıyım”
- “Garipler”
- “Zavallım”
- “Gönül Teknem”
- “Vurma Güzel Vurma”